Öksürüğe Dikkat! Boğmaca Olabilir
Boğmaca (Bordetella pertussis), özellikle bebekler ve çocukları etkileyen, ancak her yaş grubunda görülebilen oldukça bulaşıcı bir solunum yolu hastalığı olarak bilinir. Boğmaca, erken tanı ve aşı ile önlenebilir.
Boğmaca (Bordetella pertussis), özellikle bebekler ve çocukları etkileyen, ancak her yaş grubunda görülebilen oldukça bulaşıcı bir solunum yolu hastalığı olarak bilinir. Boğmaca, erken tanı ve aşı ile önlenebilir.
Dünya genelinde ve ülkemizde kalp krizi ile diğer kardiyovasküler hastalıklar ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor.
Omurganın doğal anatomik yapısının dışına çıkarak S ya da C şeklini almasıyla oluşan skolyoz genellikle bir omzun diğerinden daha yukarıda görünmesiyle ortaya çıkıyor. Skolyozun; sırt veya bel ağrısı, yorgunluk ve nefes darlığı gibi belirtileri olduğundan bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Direktörü Prof. Dr. Mehmet Çağlar Berk, “Hastalık ilerlemişse bacaklarda uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük gibi bulgular da gündeme gelebilir. Görünüm açısından da estetik kaygılara ve öz güven sorunlarına yol açan skolyozun erken tanı sayesinde kontrol altına alınabileceği bilinmeli” dedi.
Menopoz, kadınlarda adet döneminin kalıcı olarak sona erdiği dönem olarak biliniyor.
Kahvenin içeriğindeki asidik bileşenlerin diş minesini zayıflatarak zamanla erozyona neden olabileceğine dikkat çeken Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Karaduran, “Diş minesi erozyonu, dişlerin sert dış yüzeyinin zamanla aşınması ve incelmesi anlamına gelir.” dedi. Kafeinin, ağız kuruluğuna neden olarak diş çürükleri ve ağız kokusunu artırabileceğini de dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kübra Karaduran, kahve sonrası su içmenin, ağız hijyenini korumaya ve leke oluşumunu önlemeye yardımcı olabileceğini söyledi ve diş sağlığını korumak için günlük kahve tüketiminin 1-2 fincanla sınırlandırılması önerisinde bulundu.
Asperger sendromunun sosyal etkileşimde güçlükler ve belirli ilgi alanlarına yoğunlaşma ile karakterize olduğunu belirten uzmanlar, bu sendromu otizm spektrum bozuklukları içinde yer alan bir nörogelişimsel bozukluk olarak tanımlıyor.
Hiperaktivite, dikkat eksikliği, öğrenme ve konuşma bozuklukları, otizm… Çocukların beyin gelişiminde ve sinir sistemi işlevlerinde ortaya çıkan aksaklıklarla ilişkili olan ve nörogelişimsel bozukluk olarak adlandırılan bu tablolar oldukça sık görülüyor.
Kanser tedavisi gören çocukların kan üretimi olumsuz etkilenmektedir. Kemoterapi sonrasında kanda alyuvar (eritrosit), akyuvar (lökosit) ve pıhtılaşma pulcuklarının (trombositler) sayısı azalacaktır.
Kışın dondurucu soğuklarının hakim olduğu bugünlerde, kapalı ve kalabalık ortamlarda hızla bulaşan virüslerin de etkisiyle özellikle bebekli aileler büyük endişe yaşıyorlar.
Boynun ön kısmında ses tellerinin altında bulunan ve kelebeğe benzeyen tiroid bezi; salgıladığı hormonlar ile tüm metabolizmayı düzenleyerek büyüme ve gelişmede önemli bir rol oynuyor.
Toplumda yaklaşık yüzde 15 oranında görülen safra taşları özellikle 40 yaş üstü kadınları daha çok etkileyen bir sorun. Her safra kesesi taşı ameliyat gerektirmemekle birlikte ameliyatın geciktirilmesinin de ciddi komplikasyonlar yarabileceğini söyleyen dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman, “Asıl mesele, taşın belirti verip vermediği ve hastanın genel sağlık durumuna olan etkisidir. Özellikle belirli risk faktörlerine sahip kişilerde ameliyat erken planlanabilir” diye konuştu. Doç. Dr. Umman, safra kesesi ameliyatlarıyla ilgili önemli gelişmelerden bahsetti.
Solunum sistemimizi koruyan doğal bir savunma mekanizması olan öksürük, bu rolü nedeniyle önemli olsa da çocuklar söz konusu olduğunda hastaneye başvuru nedenlerinin en başında geliyor.
Gribal enfeksiyon geçiren çocukların sayısı kış mevsimi ile birlikte giderek artıyor. Gribal enfeksiyonlar damlacık yoluyla, yani hasta kişinin hapşırması ve öksürmesi sırasında mikropların havaya yayılması ile bulaşıyor.
Kilo vermekte zorlanan bireylerin rutinlerinin dışına çıkmaları gerektiğini belirten VM Medical Park Ankara Hastanesi’nden Diyetisyen Mervenur Gülşen, “Farkındalığı artırmanın en iyi yollarından biri besin tüketim kaydı tutmaktır.
Panik atak halinde kalp çarpıntısı, nefes darlığı, baş dönmesi, terleme gibi fiziksel belirtilerle birlikte yoğun korku ve endişe hissedildiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Genetik yatkınlık, çevresel faktörler, çocukluk döneminde yaşanan birtakım problemler panik bozukluk riskini artırabiliyor.” dedi. Atak sırasında dikkati başka yöne vermenin semptomların şiddetini azaltabileceğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, kaçınma davranışlarının ise sorunu besleyebileceğini dile getirdi.
Periferik sinir sistemi, vücut ile beyin ve omurilik arasında köprü işlevi görüyor. Periferik sinir sisteminde görülen tümörlerin nadiren de olsa kötü huylu olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Sinir tümörlerinin varlığında; ağrı veya rahatsızlık, uyuşma veya karıncalanma, güçsüzlük veya zayıflık, şişlik veya kitle son olarak da hareket kısıtlılığı hissi en sık karşılaşılan şikayetler arasında yer alıyor” dedi.
Halk arasında “çikolata kisti” olarak bilinen endometriozis, kadınların hayatını kabusa çevirebiliyor.
Kış aylarında pek çok hastalığın görülme oranı artış göstermektedir.
HMPV’nin özellikle bağışıklığı zayıf bireylerde ciddi hastalıklara yol açabilen bir virüs olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Son zamanlarda artan vakalar nedeniyle bir endişe kaynağı olsa da, yeni bir salgın olarak değerlendirilmiyor.” dedi. COVID-19 sonrası solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözlendiğini vurgulayan Dr. Dilek Leyla Mamçu, durumun hijyen ve mesafe önlemlerinin gevşetilmesiyle ilişkili olduğunu dile getirdi.
Modern çağın yoğun ve stresli yaşam temposunda önemli bir göz sağlığı sorunu olan ‘kuru göz sendromu’ giderek yaygınlaşıyor. Kuru göz sendromunun yaşam kalitesini ciddi anlamda olumsuz etkilediğini, tedavi edilmediği takdirde göz yüzeyinde hasarlara ve kronik enfeksiyonlara neden olabildiğini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ümit Yaşar Güleser “Kuru göz sendromuna yol açan etkenler arasında; bazı yanlış alışkanlıklarımız ve çevresel faktörler büyük rol oynuyor. Örneğin; yapılan çalışmalarda, günde 6 ile 8 saatten fazla ekran karşısında kalan bireylerde, kuru göz belirtilerinin görülme sıklığının önemli oranda arttığı belirtiliyor” diyor. Bazı basit ama etkili önlemlerle göz sağlığının korunabileceğini ve kuru göz sendromunun yol açtığı şikayetlerin önlenebileceğini belirten Dr. Güleser 6 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.