Psikologlar görünmeyen dengeyi kuruyor!
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 10 Mayıs Psikologlar Günü kapsamında psikologların ruh sağlığını koruma, iyileştirme ve güçlendirme sürecindeki rolünden bahsetti.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, 10 Mayıs Psikologlar Günü kapsamında psikologların ruh sağlığını koruma, iyileştirme ve güçlendirme sürecindeki rolünden bahsetti.
Günlük yaşam stresi, yoğun tempo ve değişen yaşam alışkanlıkları vücuttaki hormonal dengeyi doğrudan etkileyebiliyor. Yaşla birlikte ortaya çıkan bu hormonal değişimlerin erkeklerdeki yansımalarından biri de andropoz olarak karşımıza çıkıyor. Testosteronun yıllar içinde azalmasıyla gelişen bu sürecin çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elnur Allahverdiyev, “Hormonal değişimlerin etkileri yalnızca cinsel yaşamla sınırlı değildir; enerji düzeyi, kas gücü, ruh hali, uyku düzeni ve metabolik denge üzerinde de önemli rol oynar. Ancak her yorgunluk veya isteksizlik halinin andropoz anlamına gelmediğini de unutmamak gerekir” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Dr. Öğr. Üyesi Elif Ayşe Tamtekin Erdoğan, çocuklarda ilk diş muayenesinin ne zaman yapılması gerektiği ve bu muayenenin ağız-diş sağlığını korumadaki önemi hakkında bilgi verdi.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gizem Boz İzceyhan, ”Tıp teknolojisindeki gelişmeler yalnızca hayat kurtarmayı değil, hastaların yaşam kalitesini korumayı da önceliklendiriyor. Halk arasında ’izsiz cerrahi’ olarak bilinen Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery (V-NOTES) yöntemi, vücutta hiçbir kesi ya da iz bırakmadan gerçekleştirilebilmesiyle dikkat çekiyor” dedi.
Menopoz kadınlarda adet döngüsünün ve doğurganlığın sona erdiği yaşam evresi olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde menopoz yaşı ortalama 50-52 iken ülkemizde kadınlar genellikle 47-49 yaşları arasında bu döneme giriyor.
Parkinson hastalığı, hareket sistemini etkileyen ve zamanla ilerleyen bir tablo olarak hastaların hayat kalitesini derinden sarsabiliyor.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Dr. Öğr. Üyesi Seda Altop, özel gereksinimli bireylerde ağız ve diş sağlığı, tedavi sürecinde yaşanan zorluklar ve genel anesteziyle uygulanan diş tedavilerinin önemi hakkında bilgi verdi.
Kök hücre temelli tedaviler, hasar görmüş dokuların onarılmasını destekleyerek yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda yaşlanma etkilerinin azalmasında da umut vadediyor. Yenileyici tıbbın en önemli yapı taşlarından biri olan bu yöntemler, estetik ve fonksiyonel iyileşmeyi bir arada hedefliyor. Memorial Ankara Hastanesi Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, kök hücre ve eksozom tedavileri hakkında bilgi verdi.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.
Beyin, vücudun en hayati ve en karmaşık organlarından biri. Tüm hareketleri ve düşünceleri yönetir. Ağrıyı algılasa da kendi dokusu ağrı hissetmez. Beyin cerrahisinin de ileri düzey uzmanlık ve titizlik gerektirdiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Günümüzde beyin cerrahisinde en sık ameliyat gerektiren durumlar; omurgada sinirlere baskı yapan fıtıklar, beyin tümörleri ve beyin damar hastalıklarıdır. Ağrıyı algılayan merkez olmasına rağmen beyin dokusunun kendisinin ağrı hissetmemesi, bazı cerrahi aşamaların hastanın konforu korunarak farklı şekillerde yapılabilmesine imkân tanır” ifadelerini kullandı.
Halk arasında ‘çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, ülkemizde üreme çağındaki 2 milyonu aşkın kadını, bir başka deyişle her 10 kadından birini etkileyen ve bazen organ kayıplarına ya da anneliğe engel olan önemli bir hastalık. Rahim iç dokusunun rahim dışına yayılmasıyla gelişen bu hastalık, farklı rahatsızlıklarla karıştırıldığı için tanısı çoğu zaman gecikiyor bazen yıllarca tanı konulamayabiliyor.
Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Karaciğer yağlanmasının fazla kilo, insülin direnci, tip 2 diyabet, kolesterol yüksekliği ve hareketsiz yaşam tarzı olan kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğer hücrelerinin içinde normalden fazla yağ birikmesi anlamına gelen karaciğer yağlanması, bazı kişilerde ilerleyerek iltihaplanma, hücre hasarı ve daha ileri aşamalarda siroz ile karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor” açıklamasında bulundu.
Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Diyabet hastaları için düzenli ve dengeli beslenme hayati önem taşır. Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ise kan şekeri dengesini bozarak özellikle diyabet hastaları açısından risk oluşturabilir. Oruç kararı öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “İnsülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabilir” dedi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, epilepsi hastalarının Ramazan ayında oruç tutarken karşılaşabileceği riskler hakkında bilgi verdi.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuluyor ve 10 milyonun üzerinde insan kansere bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Kanser, artık sadece bireysel bir sağlık sorunu değil; tüm toplumları etkileyen küresel bir halk sağlığı meselesi olarak tanımlanıyor. Ancak ilerleyen teknoloji ve tıp alandaki son gelişmeler kapsamında yapılan genetik testler ile yapılan doğru planlamalar sayesinde kanser büyük oranda tedavi edilebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mükremin Uysal, kanser tedavisinde yeni yol haritası genetik ve moleküler testler hakkında bilgi verdi.
Kanserde tanı süreçleri artık günlerle değil, dakikalarla ölçülüyor. Yeni nesil moleküler ve genetik testler sayesinde, normalde yaklaşık bir ay süren analizler çok kısa sürede tamamlanarak tümörün temel biyolojik özellikleri ortaya konabiliyor. Tanı süreçlerindeki bu hız kazanımı, özellikle cerrahi sırasında alınan kararlar açısından hayati önem taşıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, tanıya hız kazandıran bu teknolojilerin klasik patoloji anlayışını kökten değiştirmekte olduğunu belirtiyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanser hastalarının psikolojik sağlamlığının tedavi ve iyileşme süreçleri üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, günlük hayatta sıkça kullanılan ‘beyin detoksu’ kavramını bilimsel açıdan değerlendirdi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, sanal kumar bağımlılığının bireyin yaşamına etkileri ile tedavi yöntemleri ve tedavi sürecinden bahsetti.
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, selülit tedavisinde bugüne kadar uygulanan yüzeysel yöntemlerin ötesine geçen yeni bir klinik yaklaşım ortaya koydu.