Yazımızın başlığında kullandığımız ifade; belki bazı okuyucularımıza biraz abartılı gibi gelebilir. Hatta bazı okuyucularımız diyebilirler ki; yahu Lütfi Caner, sen ne demek istiyorsun? Böyle bir şey olabilir mi? Vallahi kimse kusura bakmasın, bazı kesim Müslümanlar, İslam’ı sanki geleneksel sıradan bazı adetlere göre algılamış ve sanki hiçte önemli olmayan bir inançmış gibi algılamış durumdalar. Bırakın sıradan bazı insanları, günde beş vakit namaz kılan bazı kesimlerimiz bile, İslam’ı şuurunda öğrenmeye pek zahmet etmeyip ve İslam’ın biz Müslümanlara vermek istediği asıl gerçek mesajının farkında değildir maalesef.\r\nEvet, bir örnek verecek olursak: İslam’ı yaşamayan sıradan bazı insanları bir kenara bırakacak olursak, sözde İslam’ı yaşadığını zan eden İslami kesimde bazı kesimlerin hanımlarının ve kızlarının başörtülerine baktığımızda, resmen Peygamber Efendimize (s.a.v.)’e sanki savaş açmışçasına, başlarını örtünme şeklini onun bizlere hadisi şerife titizlikle üstünde durduğu ve söylediği gibi değil, Peygamber Efendimizin hadisi şerifte özelikle söylediğinin aksine, başlarını örttüklerini görüyoruz. Hadi diyelim ki bazı kadınlar bu konuyu bilmiyorlar? Peki, günde beş vakti namaz kılan bu kadınların babaları, kocaları, kardeşleri, İslam’ı ne zan ediyorlar? Vaizlerde, sohbetlerde, kitaplarda, bunca tartışmalarda ve de Peygamber Efendimizin hadisi şeriflerinde bu kadar titizlikle üstünde durulduğu halde; neden kızlarına, hanımlarına, kardeşlerine gerekeni söylemeyip, kendi hallerine bırakıyorlar? Yok, eğer her kes İslam’ı kendi hava heveslerine uydurarak yaşamaya çalışacaksa; bu gerçek İslam değil, kendini aldatmaktır.\r\nEvet, konu çerçevesinde bir örnek verecek olursak: başlarını topuz yaparak dışarıya çıkan başörtülü kadınları peygamber efendimiz lanetlemiştir.\r\nİşte Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyuruyor:\r\n “Ümmetimin son zamanlarında açık ve çıplak kadınlar bulunacaktır. Başlarındaki saçlarının kıvrımları develerin hörgücü gibi olacaktır. Siz onları lanetleyin. Çünkü onlar mel’un kadınlardır.” (Taberânî, Mu’cemu’s-Sağîr)\r\nRasûlullah (s.a.s.), hafif bir elbise giyip tamamen vücut hatlarını örtmeyen kadınlara “Onlar adı örtülü ama gerçekten çıplaktırlar” buyurmuştur (Süyûtî, Tenvîru’l-Havâlif, c. 3, s. 103).
“Kadın, örtülmesi gereken avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker.” (Tirmizî, Radâ 18)
Âişe (r.a.)'den rivayete göre, bir gün Ebû Bekir (r.a.)'in kızı Esmâ (ki, Peygamberim iz’in baldızıdır) ince bir elbise ile Allah Resûlü’nün huzuruna girmişti. Rasûlullah (s.a.s.) ondan yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: “Ey Esmâ! Şüphesiz kadın ergenlik çağına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir.” Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti." (Ebû Davûd, Libâs 31, 34, h. no: 4104)
"Kim dünyada şöhret için elbise giyerse Allah ona kıyâmet gününde zillet elbisesi giydirir. Sonra da onu cehennemin alevli ateşlerinde yakar." (Ebû Dâvud, Libas 5, h. No: 4029, 4030). \r\n"Şöhret elbisesinden maksat, başkalarına câzip görünmek ve fors satmak için giyilen elbisedir" (Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, c. 2, s. 94). İbnü’l Esir ise şöhret
"Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla (coplarla) insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları halde çıplak görünen (örtülü çıplak) ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesafeden hissedilen kokusunu bile alamazlar." (Müslim, Cennet 52, 53, h. no: 2857, Libâs 125, hadis no: 2128\r\nHadis-i Şerifte saçların deve hörgücüne benzetilmesi, saçların açık veya kapalı olarak toplanıp yüksekçe bağlanması şeklinde anlaşılabilir. Açık olarak yapanlar daha büyük günah işlemekle beraber, kapalı olanların da dikkat etmesi gerekir.\r\nAşırı süslü, şeffaf, göz alıcı renkte ve yaldızlı başörtüsü: Örtünmenin hedefi "dikkat çekmemek" olduğu halde, bu tür başörtüler dikkatleri üzerine toplamaktadır. Şeffaf olanlar, içini göstererek hadislere açık bir muhalefet teşkil etmektedir\r\nBoynu ve -baştan arkaya kayarak- saçı tam örtmeyen başörtüsü: Altına tülbent takılmayan ve sağlam bağlanmayan başörtüleri de saçın bir bölümünü açıkta bırakmakta ve Rabbimizin emri ihlâl edilmiş olmaktadır.\r\nPardösü ve elbisenin içinde bırakılmak veya ense üzerinde düğümlenerek sıktırılmak suretiyle, saçın şeklini ortaya çıkaran başörtüsü: Hadislerde geçen "deve hörgücü" tabirine benzeyen bu şekiller, dikkat çekici olarak örtünmenin amacını tehlikeye düşürmektedir.\r\nKonuyla ilgili Hadis-i Şeriflerde, deve hörgücü gibi saçları bağlamanın uygun olmadığı açıkça ifade edilmiştir (Müslim - sahih bab: libas ve’l- zineh hadis nr3971\r\nEvet, aynı çerçevede diğer önemli bir konu ise: bazı Müslüman kadınların sözde tesettür adına giydikleri dış giysileri konusu: bu bazı kadınlarımız ve kızlarımız sözde dışarı çıktıklarında, İslam’ın emrettiği gibi değil, kendi hava heveslerine ve günümüz ortamında bazı Müslüman kadınların kendi heveslerine göre uydurdukları sözde modernlik modasına uymaktadırlar. Ve maalesef bu bazılarının giydiği pardösü daracık ve bütün vücut hatlarını belirgin bir şekilde meydana çıkarmaktadır. Ve hatta bazıları ise başlarını aynen Peygamber Efendimizin yapmayın dediği, deve hörgücü misali başlarının üstünde topuz yaparak ve kısacık bir bluz giyerek ve altına da pantolon giyerek tesettüre uyduğunu zan ederek o, şekilde dışarı çıkmaktadırlar.\r\nEvet, işte bütün bunlar; maalesef batı Hristiyan dünyasının moda adı altında dayattığı modernlik, çağdaşlık ve şeytanın telkinleri altında gerçek İslami giyim tarzını ve tesettürü nefislerin yediremeyen ve adeta Peygamber efendimizin kadınlara emrettiği İslami giyim ve tesettürü bir türlü kabullenemeyen bazı Müslüman kadınlarımız ve kızlarımız tarafında yapılmaktadır. İşte asıl Müslümanları inciten acı gerçek budur. \r\nİşte bütün bunlar: bazı Müslüman kadınlarımız, kızlarımız tarafında asıl gerçek İslam’a ve Peygamber efendimizin hadisi şeriflerine karşı savaş açmak değil de nedir söylerimsiniz? Yani bazı kesimler tarafından denmek isteniyor ki; İslam’da, Kuran’da ve Hadisi şeriflerde ne söylenirse söylensin, ben İslam’ı bildiğim ve istediğim gibi yaşarım eğer denmek isteniyorsa; işte orada asıl büyük sorun başlıyor demektir.\r\nGerçek Müslüman kadın, İslam’ı öyle kendi hava hevesine göre değil, gerçek İslam’a, Kuran’a ve Peygamber Efendimizin sünnetlerine göre yaşamalıdır. Gerçek İslam budur. Nasıl ki yaşadığımız bu üç günlük fani dünyada, yaşadığımız her toplumda yaşamanın bazı kaide ve kuralları varsa; İslam’ı yaşamanın da bazı kaide ve kuralları vardır. Bunlara uymak durumundasınız. Aksi takdirde, kendi kendinizi kandırmış olur ve yarın kıyamet günün de yaşadığınız şu üç günlük fani dünyanın imtihanını kaybeder ve zor hesap veririz.\r\n Evet, değerli okuyucularım: işte bütün bu konular çerçevesinde: belki bazı okuyucularımız ve kardeşlerimiz diyebilirler ki, ya Lütfi Caner, dünya’da bak neler oluyor, sen kalkmışsın yok Efendim başörtüsüdür, yok dar pardösüdür, yok yükse topuklu ayakkabıdır gibi bazı ufak tefek işlerle mi halen takılıyorsun? Evet, değerli okuyucularım; işte maalesef toplum olarak, bizi bu gibi bazı sinsi telkinlerle yavaş yavaş ayrıştırıp yıkarak öz değerlerimizden gerçek inancımızdan uzaklaştırarak işe başladı sinsi birileri. Fakat maalesef bizler halen bunun farkında değiliz. Osmanlıyı yıkan egemen Haçlı batı zihniyeti: telkinleri ile egemen sermayesi ile basını ile televizyonları ile gençlerimize, kadınlarımıza ve kızlarımıza yaptıkları sinsi telkinleri ile kaleyi içten yıkmaya doğru gidiyorlar ve bizler halen bunun farkında değiliz ve bütün bunları halen ufak tefek bazı hadiseler olarak görmeye devam ediyoruz.\r\nEvet, değerli okuyucularımız: eğer üzerimizde oynanmakta olan ve gelmekte olan asıl büyük tehlikenin farkına varmasak, ayaklarımızın altında bir şeylerin artık yavaşa yavaş değil, çok hızlı bir şekilde kaydırılmaya çalışıldığı artık açık bir şekilde meydandadır. İşte Taksim gezi parkı olaylarında, sözde anneleri, babaları Müslüman olan ve hatta ellerine Türk bayrağı alan bu milletin çocuklarının nasıl kandırıldığının ve bizim elimizle bize neler yaptırılmak istendiğini günlerce izledik televizyonlarda. Evet, işte bizler hep bazı olayları böyle küçümsediğimiz ve ciddiye almadığımız için, o. genç nesillerimiz şimdi Camiye ayakkabısı ve elinde bira şişesi ile girdiler ve Camide daha ne rezaletler yaptıkları istihbarat kayıtlarında mevcuttur.\r\nEvet, işte gençlerimizin bu hale gelmesini de aynen başörtüsünü ve tesettürü hafife aldığımız ve üstüne düşmediğimiz için bu gençlerimiz ve nesillerimiz bu hale geldiler değerli okuyucularım.\r\nOnun için eğer şu üç günlük fani dünyanın imtihanını kazanmak istiyorsak ve gerçek Kur'an'ı İslam’ı ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in hadisi şeriflerinde bizlere buyurduğu üzere gerçek İslam’ı yaşayacaksak, nefsimizin ve şeytanın tekinlerini İslam zan edip kendi kendimizi kardırmayacağız değerli Müslüman kardeşlerim.\r\nEvet değerli kardeşlerim: bunları bendeniz Lütfi Caner söylemiyorum. Çünkü gerçek İslam böyle emir diyor. Bugün Siz değerli okuyucularımdan ricam: bu yazımı yanlışta olan hanımlara ve gençlere okutmanızı rica ediyorum.\r\nSaygılarımla\r\n
“Kadın, örtülmesi gereken avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker.” (Tirmizî, Radâ 18)
Âişe (r.a.)'den rivayete göre, bir gün Ebû Bekir (r.a.)'in kızı Esmâ (ki, Peygamberim iz’in baldızıdır) ince bir elbise ile Allah Resûlü’nün huzuruna girmişti. Rasûlullah (s.a.s.) ondan yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: “Ey Esmâ! Şüphesiz kadın ergenlik çağına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir.” Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti." (Ebû Davûd, Libâs 31, 34, h. no: 4104)
"Kim dünyada şöhret için elbise giyerse Allah ona kıyâmet gününde zillet elbisesi giydirir. Sonra da onu cehennemin alevli ateşlerinde yakar." (Ebû Dâvud, Libas 5, h. No: 4029, 4030). \r\n"Şöhret elbisesinden maksat, başkalarına câzip görünmek ve fors satmak için giyilen elbisedir" (Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, c. 2, s. 94). İbnü’l Esir ise şöhret
"Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla (coplarla) insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları halde çıplak görünen (örtülü çıplak) ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesafeden hissedilen kokusunu bile alamazlar." (Müslim, Cennet 52, 53, h. no: 2857, Libâs 125, hadis no: 2128\r\nHadis-i Şerifte saçların deve hörgücüne benzetilmesi, saçların açık veya kapalı olarak toplanıp yüksekçe bağlanması şeklinde anlaşılabilir. Açık olarak yapanlar daha büyük günah işlemekle beraber, kapalı olanların da dikkat etmesi gerekir.\r\nAşırı süslü, şeffaf, göz alıcı renkte ve yaldızlı başörtüsü: Örtünmenin hedefi "dikkat çekmemek" olduğu halde, bu tür başörtüler dikkatleri üzerine toplamaktadır. Şeffaf olanlar, içini göstererek hadislere açık bir muhalefet teşkil etmektedir\r\nBoynu ve -baştan arkaya kayarak- saçı tam örtmeyen başörtüsü: Altına tülbent takılmayan ve sağlam bağlanmayan başörtüleri de saçın bir bölümünü açıkta bırakmakta ve Rabbimizin emri ihlâl edilmiş olmaktadır.\r\nPardösü ve elbisenin içinde bırakılmak veya ense üzerinde düğümlenerek sıktırılmak suretiyle, saçın şeklini ortaya çıkaran başörtüsü: Hadislerde geçen "deve hörgücü" tabirine benzeyen bu şekiller, dikkat çekici olarak örtünmenin amacını tehlikeye düşürmektedir.\r\nKonuyla ilgili Hadis-i Şeriflerde, deve hörgücü gibi saçları bağlamanın uygun olmadığı açıkça ifade edilmiştir (Müslim - sahih bab: libas ve’l- zineh hadis nr3971\r\nEvet, aynı çerçevede diğer önemli bir konu ise: bazı Müslüman kadınların sözde tesettür adına giydikleri dış giysileri konusu: bu bazı kadınlarımız ve kızlarımız sözde dışarı çıktıklarında, İslam’ın emrettiği gibi değil, kendi hava heveslerine ve günümüz ortamında bazı Müslüman kadınların kendi heveslerine göre uydurdukları sözde modernlik modasına uymaktadırlar. Ve maalesef bu bazılarının giydiği pardösü daracık ve bütün vücut hatlarını belirgin bir şekilde meydana çıkarmaktadır. Ve hatta bazıları ise başlarını aynen Peygamber Efendimizin yapmayın dediği, deve hörgücü misali başlarının üstünde topuz yaparak ve kısacık bir bluz giyerek ve altına da pantolon giyerek tesettüre uyduğunu zan ederek o, şekilde dışarı çıkmaktadırlar.\r\nEvet, işte bütün bunlar; maalesef batı Hristiyan dünyasının moda adı altında dayattığı modernlik, çağdaşlık ve şeytanın telkinleri altında gerçek İslami giyim tarzını ve tesettürü nefislerin yediremeyen ve adeta Peygamber efendimizin kadınlara emrettiği İslami giyim ve tesettürü bir türlü kabullenemeyen bazı Müslüman kadınlarımız ve kızlarımız tarafında yapılmaktadır. İşte asıl Müslümanları inciten acı gerçek budur. \r\nİşte bütün bunlar: bazı Müslüman kadınlarımız, kızlarımız tarafında asıl gerçek İslam’a ve Peygamber efendimizin hadisi şeriflerine karşı savaş açmak değil de nedir söylerimsiniz? Yani bazı kesimler tarafından denmek isteniyor ki; İslam’da, Kuran’da ve Hadisi şeriflerde ne söylenirse söylensin, ben İslam’ı bildiğim ve istediğim gibi yaşarım eğer denmek isteniyorsa; işte orada asıl büyük sorun başlıyor demektir.\r\nGerçek Müslüman kadın, İslam’ı öyle kendi hava hevesine göre değil, gerçek İslam’a, Kuran’a ve Peygamber Efendimizin sünnetlerine göre yaşamalıdır. Gerçek İslam budur. Nasıl ki yaşadığımız bu üç günlük fani dünyada, yaşadığımız her toplumda yaşamanın bazı kaide ve kuralları varsa; İslam’ı yaşamanın da bazı kaide ve kuralları vardır. Bunlara uymak durumundasınız. Aksi takdirde, kendi kendinizi kandırmış olur ve yarın kıyamet günün de yaşadığınız şu üç günlük fani dünyanın imtihanını kaybeder ve zor hesap veririz.\r\n Evet, değerli okuyucularım: işte bütün bu konular çerçevesinde: belki bazı okuyucularımız ve kardeşlerimiz diyebilirler ki, ya Lütfi Caner, dünya’da bak neler oluyor, sen kalkmışsın yok Efendim başörtüsüdür, yok dar pardösüdür, yok yükse topuklu ayakkabıdır gibi bazı ufak tefek işlerle mi halen takılıyorsun? Evet, değerli okuyucularım; işte maalesef toplum olarak, bizi bu gibi bazı sinsi telkinlerle yavaş yavaş ayrıştırıp yıkarak öz değerlerimizden gerçek inancımızdan uzaklaştırarak işe başladı sinsi birileri. Fakat maalesef bizler halen bunun farkında değiliz. Osmanlıyı yıkan egemen Haçlı batı zihniyeti: telkinleri ile egemen sermayesi ile basını ile televizyonları ile gençlerimize, kadınlarımıza ve kızlarımıza yaptıkları sinsi telkinleri ile kaleyi içten yıkmaya doğru gidiyorlar ve bizler halen bunun farkında değiliz ve bütün bunları halen ufak tefek bazı hadiseler olarak görmeye devam ediyoruz.\r\nEvet, değerli okuyucularımız: eğer üzerimizde oynanmakta olan ve gelmekte olan asıl büyük tehlikenin farkına varmasak, ayaklarımızın altında bir şeylerin artık yavaşa yavaş değil, çok hızlı bir şekilde kaydırılmaya çalışıldığı artık açık bir şekilde meydandadır. İşte Taksim gezi parkı olaylarında, sözde anneleri, babaları Müslüman olan ve hatta ellerine Türk bayrağı alan bu milletin çocuklarının nasıl kandırıldığının ve bizim elimizle bize neler yaptırılmak istendiğini günlerce izledik televizyonlarda. Evet, işte bizler hep bazı olayları böyle küçümsediğimiz ve ciddiye almadığımız için, o. genç nesillerimiz şimdi Camiye ayakkabısı ve elinde bira şişesi ile girdiler ve Camide daha ne rezaletler yaptıkları istihbarat kayıtlarında mevcuttur.\r\nEvet, işte gençlerimizin bu hale gelmesini de aynen başörtüsünü ve tesettürü hafife aldığımız ve üstüne düşmediğimiz için bu gençlerimiz ve nesillerimiz bu hale geldiler değerli okuyucularım.\r\nOnun için eğer şu üç günlük fani dünyanın imtihanını kazanmak istiyorsak ve gerçek Kur'an'ı İslam’ı ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in hadisi şeriflerinde bizlere buyurduğu üzere gerçek İslam’ı yaşayacaksak, nefsimizin ve şeytanın tekinlerini İslam zan edip kendi kendimizi kardırmayacağız değerli Müslüman kardeşlerim.\r\nEvet değerli kardeşlerim: bunları bendeniz Lütfi Caner söylemiyorum. Çünkü gerçek İslam böyle emir diyor. Bugün Siz değerli okuyucularımdan ricam: bu yazımı yanlışta olan hanımlara ve gençlere okutmanızı rica ediyorum.\r\nSaygılarımla\r\n