Belki genç nesillerimiz pek bilmezler, ama yaşı 30’un üstünde olan çoğu insanımız çok iyi hatırlarlar. İ980 öncesi: İran’da Şah Rıza Pehlevi döneminde, Amerika’nın sadık kölesi olan Rıza Pehlevi’nin, İran halkına yaptığı zulümler halen hafızalarımızda durmaktadır.\r\nAskeri tankların: öğrencilerin protestolarını önlemek için nasıl öğrencileri ezdiğini ve öğrencilere çarpan tankların adeta bir futbol topu gibi insanları nasıl havalara fırlatıp yere düştüklerini televizyonlarda bütün dünya kamuoyu büyük bir dehşetle her gün izliyordu.\r\nBir ülkenin iç işlerine karışamama gerekçesi bahane edilerek, hiç bir dünya ülkesi ve ya komşu ülkeler, Amerika korkusu ile bu zulme sesini çıkarmıyorlardı.Ve maalesef Amerika’nın yıllardır süregelen sömürü düzeni, Şah Rıza Pehlevi vasıtası ile İran’da hüküm sürüyordu o dönemde.İşte böyle bir dönemde: daha önce 1970’ler de, İran’da Şah Rıza Pehlevi tarafından sürgün edilen ve Türkiye de Bursa’da sürgünde olan İmam Ayetullah Humeyni, Amerika’nın baskısı üzerine Türkiye’de Fransa’ya gitmek zorunda kaldı.\r\nİşte İran ŞahıRıza Pehlevi’nin bütün bu zulümleri karşısında, Fransa’da sürgünde olan İmam Ayetullah Humeyni: İran gençliğine ve İran halkına seslenerek, bu zulümlere karşı direnmelerini istedi.\r\nİşte Humeyni’nin bu çağrılarından sonra; Şah Rıza Pehlevi artık İran’da Sarayında rahat eğildi. Çünkü artık gençlik ve halk ayağa kalkmış,her gün büyük kitle sel protestolar ve nümayişler oluyordu. Bu büyük kitle sel protestoları ve tepkileri önlemek için; Rıza Pehlevi, Askeri sokaklara, caddelere, meydanlar sürdü ve işte askerin sokaklara, caddeler ve meydanlara inmesinden itibaren, İran’da her gün büyük kitle sel eylemler ve can Kayılarıyaşanmaya başlandı.\r\nFakat yıllardırİran’ı sömüren Amerika: her gün Şah Rıza Pehlevi’yi sıkıştırarak, her ne pahasına olursa olsun, çıkarları gereği bu kukla yönetimi kayıp etmek istemiyordu. Ve nihayetinde, İmam Humeyni’nin, Fransa’da her gün halka, gençliğe yaptığı çağrılar yerini buldu ve sağ sol çeşitli guruplar Humeyni’nin bu çağrılarına kulak verip birleşerek, beraberce Amerika’nın kuklası, Şah Rıza Pehlevi’yi yönetimini devirip, İran İslam Cumhuriyetini kuruldular.\r\nAslında biz bugünkü bu yazımızda; uzun uzun İran’ın bu geçmiş sürecinden söz etmek istemiyoruz. Bizim bugün asıl değinmek istediğimiz konu; İran’ın bu son yönetimi olan, AHMEDİNEJADyönetiminin, bölgesinde ki gelişen olaylar karşısında, bütün İslam âlemini karşısına alarak takındığı yanlış tutumu biraz olsun irdelemek istiyoruz. Çünkü İran iki yıldır, Suriye’deki zulme karşı mezhebi bir tutum takınarak, oldukça yanlış bir mecraya girmişdurumdadır. Oysaki daha iki yıl öncesine kadar, ABD’nin ciddi bir şekilde İran’a saldırı planlarına karşı gelen ve bu durumu engelleyen Türkiye’ye karşı bile,İran şu anda çok yanlış bir tutum sergilemeye başlamıştır.\r\nDaha iki yıl önce: eğer Türkiye Başbakanı Sayın R.Tayyip Erdoğan, Amerika’nın bu saldırıniyetine karşı kararlı bir tutum sergilemeseydi; Amerika şimdiye kadar, çoktanİran ve Suriye’ye saldırmış olacaktı. Çünkü Amerika’ya göre, bundan birkaç yıl önce, henüz bu bölgede rakibi olan Rusya kendini daha toparlayamamış ve bu saldırıya karşı gelecek bir güçte olmadığı için, belki Çin ile biraz sorun yaşayacaktı Amerika. Tabi böyle bir durum karşısında, Amerika uluslararasıplatformlarda İran nükleer silah üretiyor bahanesi ile geçiştirmeye çalışacak ve kendini savunacaktı.\r\nİşte Amerika bu durumu bahane göstererek, bir an evvel İran ve Suriye’yi vurmak istiyor veİsrail’i bu bölgede rakipsiz ve güçlü kılmak istiyordu.Fakat Türkiye Başbakanı Sayın. R.Tayyip Erdoğan,\r\nAmerika’nın bu düşüncesine karşı durarak, eğer varsa bir sorun; bu sorunların birleşmiş milletlerde ve mas başında çözülmesi gerektiğiniısrarla savunarak bu durumu engelledi.\r\nFakat bütün bunlara rağmen, görüyoruz ki: İran yönetimi bütün bunlar görmemezlikte gelerek, Suriye’deki Beşşar Esad iktidarının iki yıldır Suriye halkına yaptığı zulümleri savunarak, adeta bu bölgede bütün İslam ülkelerine sırtını dönerek girdiği bu yanlış tutumu sürdürmeye çalıştığını görüyoruz. Son iki yıldır, Beşşar Esad zalimi; iktidarını sürdürme uğruna, 70 binin üstünde çocuk, yaşlı, kadın, genç demeden kendi vatandaşlarını katıl etmiştir.\r\nVe maalesef bu bölgede, halkları Müslüman olan devletler güçsüz düşsün ve İsrail karşısında bir varlık göstermesinler diye, çoğunluğu Hristiyan olan (Birleşmiş Milletler de) kasıtlı olarak bu olaya seyirci kalmaktadırlar. İran ise takındığı mezhebi tutum ve bölgedeki bazı stratejik çıkarları nedeni ile Suriye’de devam eden bu Beşşar Esad zulmünü savunarak, halkı bir tutum sergilediğini zan etmektedir.\r\nİran, bütün bölge ülkelerinin kendisine sırt döndüğünü bir türlü görmek istemiyor. Oysaki daha iki yıl öncesine kadar, emperyalist güçlere karşı takındığı bazı haklı tutumlarından dolayı, bölge ülkelerinin ve Türkiye’nin İran’a olan ilişkileri ve sempatisi oldukça yüksek bir düzeydeydi.\r\nMaalesef İran küçük bazı çıkarları ve mezhebi tutumu uğruna, bütün bunları bir çırpıda yok etmiştir. İran Suriye konusundaki bu yanlış tutumunu devam ettirdikçe, bölgede nasıl bir konjönktörün oluşacağı ile ilgili konuya inşallah gelecek yazımızda değineceğiz.\r\nSaygılarımla