Bütün Dünya Farkında, Ama Birileri Görmek İstemiyor!

Bütün Dünya Farkında, Ama Birileri Görmek İstemiyor!

Değerli okuyucularım, artık yaş kemale erdi ve ömrü hayatımızda, doğruları söylemeyip, siyasi ideolojilerin güdümünde edebiyat yaparak, yalan yanlış bir şeyler söylemeye çalışırsak, millete ihanet etmiş oluruz ve yarın kıyamette bunun hesabını vermek zorunda kalırız. Peki, şu anda Türkiye’deki siyasi partilerin yaptıklarını hiç mi doğru bulmuyorsunuz diye sorulacak olursanız; elbette ki doğru yapana doğru, yanlış yapana da yanlış demek zorundayız. Bunun aksini söylemek, ne dine, ne insanlığa, ne de etik değerlere sığar. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek zorundayız. Çünkü insan olmanın gereği budur.\r\nYani kısacası söylemek istediğim; eğer yarın kıyamette hesap gününe inanıyorsak, inandığımız bazı siyasi ideolojilerin tahakkümüne girmeyip, doğrulara doğru, yanlışlara yanlış demek zorundayız. Yok, efendim ben bu bazı doğruları söylersem, yazarsam birileri bana çizik atar, beni siler diye düşünürseniz; muhalefette olsun, iktidarda olsun, yani o, birilerinin yanlışlarına, günahlarına ortak olmuş olursunuz. Onun için doğruları söylerken, partiler üstü, siyaset üstü doğruları söylemek mecburiyetindeyiz değerli okuyucularım.\r\nEğer tereddüde düşerde, birileri beni hor hakir görür diye zamanın zeminin şartlarına uymuyor diye yapılan bazı doğruları, hizmetleri, başarıları söylemekten de çekiniyorsanız, yine yanlış yapıyorsunuz demektir. Evet, değerli okuyucularım: kusuruma bakmayın, derdimi anlatmaktan pek mahir değilimdir, işte söylemek istediklerimi ancak bu kadar anlatabildim. Zan ediyorum siz değerli okuyucularım ne demek istediğimi çok iyi anladınız?\r\nPeki, Lütfi Caner: iyi anladıkta, bu söylemeye çalıştıklarınla ne demeye çalışıyorsun diye soracak olursanız; malumunuz, Türkiye Cumhuriyeti olarak yıllardır hep çevremizdeki sınır komşularımızla, ABD ve Batının telkinleri ile düşman tanımlaması ile biri birimize merhaba demeye nerede ise çekiniyor durumundaydık. Bunu hiç kimse inkâr edemez. Çünkü ABD ve Batı dünyası, komşularımızla iyi ve dostane ilişkilere girip, ticaretimizi, ekonomimizi ve sosyal statümüzün, kalkınmamızın daha iyi olmasını isteyecek kadar saf değildirler herhalde? Çünkü onlara göre Türkiye ne kadar geri kalıp onlara muhtaç, edilgen, pasif ve sorunlarla uğraşan bir ülke olursa, o kadar onların işine geliyordu.\r\nFakat şimdiye kadar, ABD ve Batının, Türkiye üzerinde oynadıkları bütün manevra ve stratejik, ekonomik oyunlar, Türkiye’yi geri bıraktırma konusunda tam onların istediği gibi gelişmeyince, bir daha stratejilerini değiştirmeye mecburiyetinde kaldılar. Rahmetli Adnan Menderesin, 1960’lar öncesi onların ekonomik telkinleri dışına çıkarak, Sovyet Rusya ile bazı ticari ilişkilere hazırlanması sonucu; Adnan Menderesi nasıl bir kumpasa getirilerek idam edildiğini ülkemizin çoğu insanları herhalde çok iyi biliyorlardır.\r\nEvet, 1940’tan sonra, Türkiye’de iç siyasetin dizaynını ele geçiren dış odaklı egemen sermaye ve güç odakları; bir daha bu ipi bırakmak niyetinde değillerdi. Onun için her şeyi sıkı sıkı tutmaya çalışırlarken, hiç ummadıkları bazı gelişmelerle karşılaştılar.\r\nÇünkü siyasi süreçte gelişen bazı olaylar, köşe taşların her zaman onların istediği gibi yerli yerine oturmasını engelledi. 28 Şubat süreci ile ipleri tam ellerine geçirdiklerini zan eden bu malum odaklar, Kemal Derviş projesi ile Bülent Ecevit koalisyon hükümetini devirip, saltanatlarını yeniden kurmaya çalışırken, işte tam o anda Koalisyonun bozulup üç Kasım 2002 de hesapta olmayan bir genel seçimle karşılaşmaları; bu güç odaklarının işini bozdu. Çünkü onların güdümünde ki bazı basın ve medyanın, artık o muhtar dahi olamaz dedikleri ve bir bahane ile belediye başkanlığında aldıkları R.Tayyip Erdoğan’ın kurduğu ve daha bir yıllık olan Ak Parti, ‰ 34,4’le iktidar olunca, bütün taşlar yerinde oynadı.\r\n(Evet, ilk başlarda, dur bakalım politikasını izleyerek, sanki kendileri icazet vermiş sinyalini Türk halkına empoze etmeye çalıştılar.) Fakat 2004 de doğru bu yeni Ak Parti iktidarın geçmiş iktidarlar gibi onların her dediklerini yapmadığını görünce, içten ve dıştan yavaş yavaş stratejilerini değiştirmeye başladılar.\r\nÇünkü Türkiye’de, şimdiye kadar, onların yalan yanlış telkinleri ile dizayn edilen ve kurgulanan sitem ve taşlar yerinde oynamaya başlamıştı. Özelikle bir Mart tezkeresinin usta bir manevra ile geçmemesi, Ortadoğu projesinin önünün, Türkiye tarafında, usta ve akıllı bir siyasi dizaynlarla kesilmesi, Türkiye’nin yıllardır sınır komşuları ile kesilmiş olan diyalog ve ilişkilerinin yeniden canlanmaya başlaması, bütün bunlar ABD ve İsrail’i son derece rahatsız etmeye başlamış ve 2005 ten itibaren, Türkiye’nin defteri ve laf dinlemeyen Ak Parti iktidarının defteri iç ve dış odaklı güçler tarafında yeniden dürülmeye başlanmıştır.\r\nEvet, yazımın başında söylemeye çalıştığım gibi; ülkemiz ve milletimizin geleceği için, bütün siyasi ve ideolojik tutarsızlıklarımızdan arınarak, Türkiye’nin geleceği için, son on yıldır Türkiye’de bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin yapılmaya çalışıldığını artık görmeye çalışırsak, karlı olan ülkemiz ve bizler oluruz. Deve kuşu misali kafamızı kuma gömerek, gözlerimizin önünden içten ve dıştan gelişen her olumlu ekonomik ve sosyal gelişmeyi görmemezlikten gelirsek, yarınlarda inanınki bizler pişman oluruz. Bu mevcut İktidarın doğrularına hep beraber doğru diyelim ve yanlışlarına da yine hep beraber karşı gelelim\r\nHiç kimse demiyor ki varsa yapılan yanlışlar buna da doğru diyelim. Ama her şeyden önce elimizi vicdanımıza koyarak gerçekleri de görmeye çalışalım diyorum.\r\nBu iktidar da, bir gün süresini doldurup gidecektir elbette. İşte o, zaman biz vatandaşlar yapılmış olan güzel hizmetler için, ah keşke onlar şimdi iktidarda olsaydı, aslında onlar çok güzel hizmetler yapıyorlardı, keşke bizler siyasi inadımızdan vaz geçip, bazı gerçekleri görebilseydik diyerek sızlanmamız ve üzülmemiz yarınlardan hiç bir işe yaramayacaktır. Önemli olan, ülkemize, milletimize düzenli hizmetin ve ekonomik icraatın yapılması değimlidir? İşte en azında yapılan bu doğru icraatlara karşı gelmeyelim ve yapılan doğru hizmetin hakkını teslim edelim.\r\nBu mevcut siyasi iktidarı: yanlış veya doğru bazı siyasi duyarlılıklardan dolayı sevmeye biliriz. Ama yapılan onca doğru icatları, hizmetleri, başarıları da görmemezlikten gelmek ve ülkemizi zora sokmak, yıkmak ve parçalamak isteyen iç ve dış odakları sevindirmek ve onların dümen suyuna gitmekte her halde vatanseverlik değildir? Evet, aslında bu konuda söylenecek o kadar çok şeyler var ki; fakat bugünde köşemizin hacmini aştığımız için, bugün bu konuyu burada kesmek zorundayız. Ben inanıyorum ki; siz değerli okuyucularımız, bugün benim söylemeye çalıştıklarımı benden iyi anladınız.