Benim Görüşüme Göre Demek; Ne Kadar Doğru?

Benim Görüşüme Göre Demek; Ne Kadar Doğru?
Çoğu insanoğlu yaradılış itibarı ile sahip olduğu bu bedenin kendisine ait olmadığını ve onu Yüce Allah’ın tassarufunda olduğunu unutur veya kabul etmez. İşte insan oğlunun en büyük handikabı bu noktadan düğümleniyor. Oysaki çevremizdeki fiziki yapıların, binaların, eşyanın ve bindiğimiz arabaların vs. bütün bunların bir ustasının olduğunu bildiğimiz halde ve bunlar hakkında en iyi bilenin bu yapıları yapan ustaların olduğunu bildiğimiz halde; maalesef eşrefi mahluk dediğimiz en değerli varlık olan insan hakkında bazı kişiler ve zümreler bu gerçeği bir türlü kabullenemiyorlar ve kendi hava ve hevesine göre dünyadaki gelişen bazı olayları tahlil dip değerlendiriyor ve konuşuyorlar.\r\n       İşte günümüz toplumunda asıl handikap bu noktadan başlıyor. Özelikle dini konularda bir konu gündeme geldiği zaman, toplumda konu hakkında bilgi sahibi olmayan yığınlarca insan, Efendim (bana göre) bu konu böyledir deyip çıkıyor ortaya. Hâlbuki sorulan konunun doğru olan tek bir cevabı vardır. Fakat siz bir bakıyorsunuz; sorulan konuya, (bana göre) böyledir diyen insanlardan binlerce ayrı ayrı cevaplarla ortaya çıkıyor. İşte maalesef 88 yıldır bu ülkede doğru dürüst bir dini müfredat nesillere öğretilmediği için ve nesiller dini konuda kendi haline bırakıldığı için, maalesef böylesine garabet bir manzara ortaya çıkmıştır.\r\nKimse kusura bakmasın, bunun sorumlusu 88 yıldır gelmiş geçmiş bütün yönetimlerdir.\r\n Az veya çok hepsinin bu konuda yanlışları vardır. Ve hiç kimse temiz değildir.\r\nBu ülkede şimdiye kadar eğer insanlara doğru dürüst bir dini müfredat öğretilmiş olsaydı; herhalde bu gün toplumumuzda İslam’a karşı meydana gelen birçok inançsızlık (ve bana göre benim görüşüme göre böyledir diyen) manzaralar ortaya çıkmazdı.\r\n       Bu sözünü ettiğimiz bazı insanlar; bir düşünebilseler; kendilerini yoktan var eden o, bedenlerinin sahibi Yüce Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim ortada. Ve o tek bir olan Yüce Allah’ın son Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in sünnetleri ortada olduğu halde; onlar halen bu konu benim görüşüme göre böyledir diye ya cehaletlerinden ve ya inançsızlıklardan dolayı direnip durmazlardı.\r\n       Bir örnek verecek olursak; mesela insanoğlunun yaratılışı konusunda bir tartışma olduğu zaman: ortada Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerimde ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisi şeriflerinde insanlığın atası ve annesi Adem Aleyhi Selam ve Havva annemizin nasıl yaratıldığı açık açık anlatılırken; o, sözde Müslüman olduklarını söyleyen bazı kişiler yine kendilerine göre bir argüman üreterek, insanlığın yaratılışı konusunda Marksizm’in veya bir sürü başka sapık teorilerin arkasına sığınarak,(bana göre) insanlar bu şekilde yaratılmıştır diye başka başka cevaplar vermeye çalışmazlardı.\r\n       Onun için gerçekten toplumumuz, yanlış bir dini eğitim müfredatı neticesinde, sapla saman resmen biri birine karıştırmış durumdadır. Hani meşhur hikâyedir: Kadının önüne bir suçlu getirirler, suçlu öğle acıklı kendini savunur ki, kadı efendi “sen haklısın” der.\r\nDaha sonra davacıyı getirirler: davacıda çok dokunaklı kendini savunur ve kadı efendi, sende haklısın der. Ve bu durumu gören görevli mübaşir kişi; Efendim siz her ikisine de haklısınız dediniz. Bunların birisinin suçlu olması lazım der. Bunun üzerine, Kadı Efendi mübaşire sende haklısın der. Türkiye’deki manzara gerçekten bu durumu arz ediyor. Çünkü 88 yıldır kurulmuş olan sistem: insanı, özgürlükleri, inançları, insan haklarını değil, devleti ön planda tutarak insanların dini inançlarını hiçe saymış ve her ne kadar bir diyanet işler Başkanlığı varsa da, toplumdaki din algısı ancak devletin izin verdiği kadar serbest bırakılmıştır.\r\n Tabi durum böyle olunca da, Toplumumuzdaki garip garip bazı manzaralar elbette ki kaçınılmaz oluyor.\r\n       Bir cemaatte, bir mecliste veya bir medya da dini konularla ilgili bir tartışma yapıldığında: birde bakıyorsunuz herkes bana göre böyledir deyip kendi bildiğini doğru olduğunu söylüyor ve iddia ediyor. Ve bir de bakıyorsunuz; bir doğru olması gereken bir konuda, onlarca doğru olduğunu iddia eden insanlar meydana çıkıyorlar. Henüz ilmihali bilgisi olmayan insanlar dahi, İslami konuda ahkâm kesip duruyorlar. Tabi toplumun bu hale gelmesinden elbette ki birçok insanların ve yöneticilerin katkısı vardır. Hani meşhurdur: bir zamanlar bu ülkede topluma yön vermeye çalışan bir devlet büyüğümüz: Cuma Namazı vakti gelmiş, yanında kiler Sayın başkanım, Cuma saati geldi demişler ve o devlet büyüğümüzde, canım, Cuma namazını da evde kılsınlar demişti bir zamanlar. İşte maalesef bu ülkede dini müfredat bu tür bazı insanların yönetiminde şekillendi BU ÜLKEDE.\r\n       Çoğu zaman İslami konuda her hangi bir mesele tartışıldığında, bazıları daha da illeri giderek,  işte Efendim anladık, Kur’an hadis öyle diyor da,  yani hangi devirde yaşıyoruz; artık bu çağda da böyle şeyler olmaz ki. Vallahi Avrupa’ya rezil oluyoruz sizin bu saçma dini dogmalarınız karşısında deyip işin içinde çıkıyorlar. Bu tür kişiler İslam’ı da hiç kimseye kaptırmazlar. Efendim işte benim dedem namaz kılar Kur’an okurdu. Benim ninemin de başı örtülüydü diyerek kendilerini savunmaya başlarlar. İyi de dedenin, ninenin o, durumları senin inançsızlığını haklı çıkarmaz ki. Nuh Aleyhi Selam kedisine inanmayan oğlunu kurtarabildi mi? İbrahim Aleyhi Selam put yapan babasını kurtarabildi mi? Lut Aleyhi Selam kendisine inanmayan karısını kurtarabildi mi? Kâinatın tek sahibi Yüce Allah’ın  Ayetleri karşısında, (bana göre böyledir) deyip inançsızlığından veya cehaletinden dolayı ısrar edenler; tövbe edip Kur’an-a İslam’a ve son peygamber Hz. Muhammed’de inanmadıkları sürece; Kıyamet gününde çetin bir azap ile karşı karşıya kalırlar.\r\n       Dini konularda bir sorunun cevabı ancak Kur’an ve Sünnet’te aranır ve yahut ta edilleyi şerriye doğrultusunda, Kur’an, Sünnet, icmayı ümmet ve kıyası fukaha doğrultusunda hüküm veren müçtehit ve âlimlerin görüşlerine ve eserlerine bakılır. Nasıl ki bir futbol veya bir tıp konusu ve ya her hangi bir konu tartışıldığında, konunun uzmanları çağrılıyorsa ve ya soruluyorsa; dini konularda uzman olan kişilere sorulur. Bugün çoğu medyamızdaki bazı kişiler mikrofonu ellerine alıp ta sokakta ki dini konuda hiçbir bilgisi olmayan birine bir soru sorup o, kişinin verdiği o, yalan ve yanlış cevapla günlerce tartışma açıp gündemi meşgul edip reyting peşinde koşanlar ve bu yüce İslam dinini ayağa düşürenler var ya? İşte onlar yarın Kıyamet gününde bunun hesabını çok zor verirler.\r\n      Onun için dini konularda olsun veya her hangi bir konuda olsun, bilgimiz olmadan, sırf inat olsun diye karşımızdaki insanları alt edelim diye nefsimize kapılıp ideolojik tavırlar içerisinde inadına inadına hiçbir bilgimiz olmadan yaptığımız bazı tartışmalar ancak bizim cehaletimizi ortaya koyar. Kesinlikle bunun ötesine geçemeyiz.\r\nBizi ancak bizi yoktan var eden Yüce Allah’ın Kitabı Kuranı Kerim ve yüce Peygamberimiz Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in bizlere emir buyurdukları doğrultuda hayatımızı ikame ettiğimiz takdirde İnşallah kurtuluşa ereriz. Bunun dışında, siyasi görüşümüz, ideolojilerimiz, çağdaşlık safsataları ve ilericilik gibi türetilmiş bazı kavramlar ancak bizlere cehalet yolunu açar ve Allah korusun ahiretimiz tehlikeye girer Maazallah.\r\n       İslam’a Kur’an-a Sünnete inanmış insanlar, kendilerine bir soru sorulduğunda biliyorlarsa cevabını veriler. Bilmiyorlarsa da bilmiyorum demelidirler. Çünkü söylediğimiz her şey: omuzlarımızdaki melekler tarafında silinmez bir deftere yazılmaktadır.\r\nBen söylemedim demek gibi bir kurtuluşumuz yoktur. Allah bizleri şuurlu olarak İslam’a Kur’an-a ve sünnete inanlardan eylesin. Âmin. Saygılarımla