Allah’a inanma konusunda: bazı insanlar her ne kadar adet yerini bulsun diye geleneksel bir ruh hali içinde veya imanının tam olgunlaşmadığından dolayı hep bir acaba ile olayları değerlendirir ve yalınız olduğunda, onu kimsenin görmediğini zan ederek, istediği gibi serbest davranır ve birçok yanlış ve günahlara girer. Oysaki Yüce Allah kimin ne yaptığını çok iyi bilir. Müminlere de ayrı bir hitap vardır. O da şudur: Ey mümin kişi, boş ve yalnız kaldığın tenha vakitlerde, yapayalnız olduğunu zannederek sakın hataya düşme. Zira Allah (cc) seni görüyor. O halde ihlâs ile amel et. Hiçbir zaman başıboş olmadığını iyice anla.\r\nİşte Meşayih-i Kiram bu hususta şöyle demişlerdir: "Rabbine asi olduğunda şunu iyi bil ki, Rabbin her tarafta seni görür". Rivayet edildiğine göre ( Cüneyd-i Bağdadi hazretleri ) müritlerinden bir tanesine daha bir yakınlık ve alaka gösteriyordu. Bu hal diğer müritler arasında rahatsızlık yarattı. Ve "Niçin ona böyle davranıyor?" diye diğer müritler dedikodu etmeye başladılar. Derken bir gün Cüneyd Bağdadi hazretleri bütün müridânını toplayıp ellerine birer bıçakla tavuk tutuşturdu. Ve onlara şöyle dedi: "Gidin bunu kimsenin olmadığı bir yerde kesin getirin." Herkes gidip bir tenha yerde tavuğu keserek getirdi. Ancak içlerinden biri elindeki tavuğu kesmeden geri getirdi. Bu mürit önceden Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin iltifat eylediği kimseydi. Cüneyd-i Bağdadi hazretleri ona niçin kesmediğini sordu. O da: "kesmek için hiç kimsenin olmadığı bir yer bulamadım. Zira her yerde Allah var" diye cevap verdi. Bunun arkasından Cüneyd-i Bağdadi hazretleri müritlerine dönerek şöyle dedi. "İşte bu arkadaşınızı sizin üzerinize üstün tutmamın sebebi budur, işte Allah'ın her yerde var olduğunu idrak eden bir kimse, asla çirkin bir davranışta bulunmaz."\r\nVe biz insanları yoktan var eden Yüce yaradan; şu geçici fani Dünya hayatında, iyi ve ya kötü her yaptığımız, her adımımızı, her hareketimizi görevli melekler tarafında, sağımızdan ve solumuzdan bir bir kayıt altına aldırmaktadır. Bu meleklerin görevi: dünya hayatında iyi veya kötü yaptığımız her şeyi eksiksiz Amel defterimize yazmaktır. Eğer bizler Allaha inanmış gerçek Müslümanlar olarak Allah’ın varlığına inanıyorsak; her ne kadar biz onları görmüyor sakta onlar her daim bizimle berberdirler.\r\nKirmen Kâtibin melekleri (Kirmen Kâtibin melekleri )İslam dirininde, insanların sağ ve solunda bulunup yapılan iyi ve kötü davranışları tespit edip, yazan meleklere verilen isimdir. Kirmen Kâtibin melekleri, İslam'a göre, iki tanedir. Bu meleklerden biri kişinin solundadır ve kötü davranışlarını yazar, diğeri ise kişinin sağındadır ve iyi davranışları yazar. Bu meleklerin varlığı Kuran’da geçmektedir ve bu nedenle bu meleklere inanmak Müslümanlara farzdır (şarttır). Kuran’da bu iki melek hakkında şöyle denmiştir:"An dolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. Üstelik biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın." (Kaf suresi, 16-18)[1]\r\n
Ayrıca Kâf suresi, 20-21; Zuhruf Suresi 79-80 ve İnfitâr suresi, 11-12. ayetlerde de bu meleklerden bahsedilir. Kuran’da bu meleklerin ahirette hesap gördükleri sırada insanlara şahitlik edecekleri de yer alır (bkz: Kâf suresi, 20-21).\r\nMesela biz insanoğlu: resmi bir makam’da bir yetkilinin, bir siyasinin veya bir amirin huzuruna çıkacağımızda kendimize şöyle bir çeki düzen veririz. Oysaki o söz konusu kişi, bizim gibi yaratılmış bir insan ve o, kişi ile birkaç dakikalık veya birkaç saatlik işimiz vardır Buna rağmen; bu bizim gibi yaratılmış olan insana karşı saygıdan kusur etmeyelim diye azami çaba gösteririz. Ve o kişinin yanında ayrıldıktan sonra, ne o, kişi bizi görür, ne biz onu görürüz. Fakat diğer yandan bazılarımız; sanki bizi hiç kimse görmüyormuş zan ederek, Yüce yaratanın bize; ey kulum: sakın ha şunları şunları yapma dediği birçok menfi, olumsuz eylemleri yapmaktan geri durmayız. Çünkü nasıl olsa bizi kimse görmüyor zan ederiz. Oysaki o, Cenabı Allah’ın (Kira men – Kâtibin melekleri, ) sağımızda ve solumuzda iyi ve ya kötü her yaptığımızı bir bir kayıt altına aldıklarını unuturuz veya inanmayız ve acaba deriz.\r\nŞu üç günlük fani Dünya hayatında bir imtihanda olduğumuzu unutur, nefsimiz bizi hangi tarafa çekerse, o tarafa yöneliriz. Sanki sum me hâşâ cenabı Allah bize muhtaçmış ‘ta onun için bizi yaratmış. İşte bu çarpık mantıktan hareketle, hırsız hırsızlık yaptığından kimsenin görmediğini zan eder. Yalancı şahit yalan söylediğinde, gerçeği kendisinden başka kimsenin görmediğini zan eder. Gizli zina yapanlar, suç işleyenler, yalan söyleyenler vs. bütün bunlar kendilerini kimsenin görmediğini zan ederek; “size şah damarınızdan daha yakınım” diyen Yüce Allah’ı unutur ve her an onun sağından ve solundan yaptığı iyi ve ya kötü her şeyi yazan (Kira men Kâtibin meleklerini ) unuturlar maalesef... Oysaki İsra Süresinin 13 Ayeti’nde: Yüce Allah ne diyor: “Ve her insanın amelini boynuna dolayıverdik ve Kıyamet günü onun için bir kitap çıkarırız ki, onu neşredilmiş olduğu halde karşılar.” İsra Süresi-Ayet 13\r\nEvet, ey insanoğlu: unutma sakın, Allah’a Azimüşşan her daim seni görüyor “ve sana şah damarından daha çok yakındır.” Ve ayrıca (Kira men Kâtibin melekleri ) sağından ve solundan bu üç günlük fani dünyada, iyi ve ya kötü yaptığın her ameli en ufak zerresine kadar eksiksiz amel defterine yazmaktadırlar. Yarın kıyamet gününden bu defter eline verilecek ve sana oku denecek. Ve işte bu dünyada iradenle baş başasın ve serbestsin. Cenneti de cehennemide kazanmak senin elinde. Seni nefsinden ve şeytandan başka zorlayan kimse yoktur. Tercih senin…
Ayrıca Kâf suresi, 20-21; Zuhruf Suresi 79-80 ve İnfitâr suresi, 11-12. ayetlerde de bu meleklerden bahsedilir. Kuran’da bu meleklerin ahirette hesap gördükleri sırada insanlara şahitlik edecekleri de yer alır (bkz: Kâf suresi, 20-21).\r\nMesela biz insanoğlu: resmi bir makam’da bir yetkilinin, bir siyasinin veya bir amirin huzuruna çıkacağımızda kendimize şöyle bir çeki düzen veririz. Oysaki o söz konusu kişi, bizim gibi yaratılmış bir insan ve o, kişi ile birkaç dakikalık veya birkaç saatlik işimiz vardır Buna rağmen; bu bizim gibi yaratılmış olan insana karşı saygıdan kusur etmeyelim diye azami çaba gösteririz. Ve o kişinin yanında ayrıldıktan sonra, ne o, kişi bizi görür, ne biz onu görürüz. Fakat diğer yandan bazılarımız; sanki bizi hiç kimse görmüyormuş zan ederek, Yüce yaratanın bize; ey kulum: sakın ha şunları şunları yapma dediği birçok menfi, olumsuz eylemleri yapmaktan geri durmayız. Çünkü nasıl olsa bizi kimse görmüyor zan ederiz. Oysaki o, Cenabı Allah’ın (Kira men – Kâtibin melekleri, ) sağımızda ve solumuzda iyi ve ya kötü her yaptığımızı bir bir kayıt altına aldıklarını unuturuz veya inanmayız ve acaba deriz.\r\nŞu üç günlük fani Dünya hayatında bir imtihanda olduğumuzu unutur, nefsimiz bizi hangi tarafa çekerse, o tarafa yöneliriz. Sanki sum me hâşâ cenabı Allah bize muhtaçmış ‘ta onun için bizi yaratmış. İşte bu çarpık mantıktan hareketle, hırsız hırsızlık yaptığından kimsenin görmediğini zan eder. Yalancı şahit yalan söylediğinde, gerçeği kendisinden başka kimsenin görmediğini zan eder. Gizli zina yapanlar, suç işleyenler, yalan söyleyenler vs. bütün bunlar kendilerini kimsenin görmediğini zan ederek; “size şah damarınızdan daha yakınım” diyen Yüce Allah’ı unutur ve her an onun sağından ve solundan yaptığı iyi ve ya kötü her şeyi yazan (Kira men Kâtibin meleklerini ) unuturlar maalesef... Oysaki İsra Süresinin 13 Ayeti’nde: Yüce Allah ne diyor: “Ve her insanın amelini boynuna dolayıverdik ve Kıyamet günü onun için bir kitap çıkarırız ki, onu neşredilmiş olduğu halde karşılar.” İsra Süresi-Ayet 13\r\nEvet, ey insanoğlu: unutma sakın, Allah’a Azimüşşan her daim seni görüyor “ve sana şah damarından daha çok yakındır.” Ve ayrıca (Kira men Kâtibin melekleri ) sağından ve solundan bu üç günlük fani dünyada, iyi ve ya kötü yaptığın her ameli en ufak zerresine kadar eksiksiz amel defterine yazmaktadırlar. Yarın kıyamet gününden bu defter eline verilecek ve sana oku denecek. Ve işte bu dünyada iradenle baş başasın ve serbestsin. Cenneti de cehennemide kazanmak senin elinde. Seni nefsinden ve şeytandan başka zorlayan kimse yoktur. Tercih senin…